İlkbahara küçük bir başlangıç yapılmış olsa da kışın henüz
etkisini kaybetmediği bir gün… Güneş kendini gösterse de soğuk esen rüzgar hissettiriyor kışın birden bitmeyeceğini, insanlar
koşturuyor öyle ki hayat telaşesinden yürüyen merdivenleri es geçen bile var
hazırcılığın virüs gibi yayıldığı şu devirde. Kimse dönüp ne arkasına bakıyor
ne de önündekine dikkat ediyor, yoğunlar, kafalarında kim bilir kaç düşünce
var, gelişmişliğin getirdiği kaç sıkıntı var akıllarında koştururken. Küçük bir
çocuk, yanından geçen umursamaz adamları dev olarak görebilecek kadar küçük, bu
umursamaz adamlara haykırışını duyuramayacak kadar sessiz. Koşup oynadığı
sokaklardaki tozu dumanı kanı bırakıp hiç bilmediği bir ülkenin sokağında masum
bakışlar atarak yaşayabilecek kadar cesur.
Her gün
başka bir tanesini görürüz o çocukların, hiç birini hatırlamayız bile, hatta
çoğu kez yanına yaklaşmaktan çekiniriz sevgiye muhtaç küçücük bedenleriyle bizi
öldüreceklermiş gibi. Bilmeyiz, çocuktur o, ne zararı vardır ne günahı buna
rağmen nefret ederiz onlardan simit tutan elleri kirli diye sonra terliğinin
olmadığını görünce yalandan çok üzülürüz o kadar üzülürüz ki hiç bir şey
yapmadan geçip gideriz, tıpkı onun yanından çekip giden insanlar gibi, peki o? O
an o ne düşünüyor ya da boş vaktinde pembe odalara sahip çocuklar gibi gri
zeminin üzerine yattığında hayal kurabiliyor mu ya da kurduğu küçük ve masum hayallere
kendi de inanıyor mu? Belki o da hayaller kuruyor her şeye rağmen, havalı
oyuncakları değil de yiyebileceği lezzetli yemeklerin hayaliydi belki bu, belki
de sıcak bir su, ayağını sıcak tutan ayakkabılar ya da daha kalın kıyafetler,
en büyük hayali de ailesiyle yaşayabileceği sıcak bir çatıdır belki…Ve sonunda
ne mi oldu sokakta bir kez olsun kalmamış bizler yıktık onların hayallerini,
sevgisiz bakışlarımızla gerçeklere sürükledik o küçücük bedenlerdeki masum
bakan iri gözleri, biz yarattık onların hırçınlığını, saldırganlığını. Durup
bir kez olsun düşünmedik her şeyi çıkardığımızda çocuk kaldığını…Ve sen çocuk,
sen uyma bize, elindeki simitten daha iyilerini yiyebileceğini unutma, bunu
hayalde bırakma!
